28 Aralık 2015 Pazartesi

GENETİK SAÇ DÖKÜLMESİ

SAÇLARIMIZIN YAPISI NASILDIR?


Kıl foliküllerinin gelişimi anne karnında 8. haftada başlar, 22. haftada ise bütün kıl foliküllerinin gelişim süreci tamamlanır. Doğum sonrasında vücutta toplam 5 milyon kıl folikülü bulunur. Kıl folikülünün 1 milyonu baş boyun bölgesinde olup, bunun da 100-150 bin kadarı saçlı deridedir. Bir saç folikülü, yaşam boyunca 10-20 kez döngü yaşar. Her bir saç folikülünün ortalama yaşam süresi 85 yıldır.
Androjen adı verilen erkeklik hormonu ergenlik çağı ile birlikte artış gösterir. Vellus adı verilen ince tüysü saçların, koltuk altı bölgesi, genital bölge, sakal ve bıyık bölgesinde kalınlaşmasına, renklerinin koyulaşmasına neden olup terminal saçlara dönüşümünü sağlar. Ancak, ne yazık ki, aynı hormon, saçlı deride ters bir etki gösterir ve ileri zamanlarda saçlarımızı oluşturan terminal saçların vellus tipi saçlara dönüşümüne hatta kelliğe neden olur.
GENETİK ALOPESİ (GENETİK SAÇ DÖKÜLMESİ)
Bu tip dökülmede karakteristik olarak, ilk önce, ön saç çizgisinin sol ve sağ yanında küçük sahalarda saç kaybı başlar. Bu alan saç çizgisinin geriye çekilmesine neden olacak şekilde arkaya doğru ilerler. Bu durum başın ön kısmının kelleşmesine yol açar. Sıklıkla vertex adı verilen, saçın dönme bölgesinin de bulunduğu başın tepe kısmında da benzer gelişim izlenir ve saçın seyrelmesiyle sonlanır. Zamanla bu sahaların boyutu büyür ve sonunda bunlar birleşerek, başın arka kısmında ve yanlarda taç şeklinde korunan bir saha dışında tamamen kelleşmiş bir kafaya neden olur.
Androgenetik tip saç dökülmesi anne-babadan kalıtsal yolla gelebilir. Bu olumsuz genetik durum anne babadan geçmediği durumda kişiye hala ya da dayıdan da miras olarak kalabilir. Andro Genetik Alopesi erkeklerde en sık görülen saç dökülmesi şekli iken, orta yaş üzerindeki kadınlarında yaklaşık olarak % 40 ını etkilemektedir.
Bu durumda: 

1. Saç kaybı anormal derecede fazladır,
2. Tekrar saç oluşumu anormal derecede yavaştır.
3. Tekrar çıkan saçlar ise çok daha zayıf, ince telli minyatür saçlardır.

Andro Genetic Alopesi erkeklerin yaklaşık olarak %30 unu 30 yaşından önce,  % 50 sinide 50 li yaşlarda etkiler. 
Kadınların ise %40 ını 50 yaşından sonra etkiler. Günümüzde Andro genetik dökülme sebebi tam olarak anlaşılmamakla beraber, adından da anlaşılacağı üzere hem hormonal (Androjenler) hem de genetik sebepler etkilidir. Saçlı deride bir çok hormon etkin olmasına karşın, en etkin olanı Androjenlerdir. 

Bir çok kadın saçlarının menapoz veya gebelikle inceldiğini gözlemler ki bu da saçlı derideki Dihidrotestosteron hormonu (DHT) düzeylerinin değişmesine bağlıdır. 

Erkeklerde DHT hormonu ergenliğe erişmede çok önemli rol oynar; vücut ve yüzdeki kıllar DHT etkisi ile büyümeye başlarlar. Yaşamın sonraki yıllarında yine aynı androjenler (temel olarak DHT) saçlı derideki saç tellerinin minyatürizasyonuna sebep olabilmektedir.

DHT, aynı zamanda saç folikülünün bir an önce telogen faza girmesini sağlayarak dökülmesinin hızlanmasına ve minyatürleşmesine neden olur. 

Saçlar telogen faza doğru zorlandıkça, Anagen faz kısalmaya başlar; bununda anlamı daha çok saç kaybıdır. Eğer bu duruma müdahale edilmez ise bu döngü bu şekilde devam ederek artık kalıcı saç kayıplarına yol açar.


Kadınlarda görülen saç dökülmesinin sebepleri nelerdir?
Cansız saçlar, saç tellerinin incelmesi ve saç dökülmesi her üç kadından birinin hayat boyunca muzdarip olduğu temel bir sorundur. Kadınların saç dökülme problemlerinin önemli bir kısmını genetik tip saç dökülmesi oluşturur. Kadın tipi saç dökülmesi olanların %20'sinde aile öyküsü vardır. Kadınlarda genetik nedenler dışında saç dökülmesine neden olan faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:
         Hormon dengesizlikleri
         Doğum sonrası süreç
         Yüksek ateş ve ağır enfeksiyonlar
         Tiroid hastalığı
         Demir Eksikliği
         Dengesiz beslenme ve stres
         Bazı hastalık tedavileri
         Büyük cerrahi girişimler ve kronik hastalıklar
         Saç koparma hastalığı (Trikotilomani)
         Alopesi areata (Saç Kıran)
         Saç bakımında yapılan yanlışlar


Kadınlarda Saç Dökülmesinin Tedavisi
Kadınlarda görülen saç dökülmesinin tedavisi için birçok etken göz önünde bulundurulur. Kadınlarda saç dökülmesinde tanı için saç rengi, saçın sıklığı, saç çapı ve saçın dökülme tipine bakılır ve sistematik kan tahlilleri ile bir hormon tablosunun oluşturulmasının akabinde saç dökülmesinin nedeni belirlenir. Coaching, yani düzenli danışmanlık diye adlandırdığımız takip ile saç dökülmesi yaşayan kadınların saçlarının uzun vadede korunması mümkündür. Kadınların saç dökülmesini engellemek için önerilen tedaviler saçlı deriye lokal uygulanan SERUM, vitamin ve diğer tetikleyiciler; ağızdan alınan besin takviye tabletleri yada saç dökülmesinin ileri boyutlara ulaşması durumunda diğer tedavilerle eş güdümlü yürütülecek bir saç nakli olarak özetlenebilir.


Saç Kıran (Alopesi Areata)

Saç derisinde ara ara belirgin bir şekilde ceviz büyüklüğünde veya daha büyük ebatlarda dökülmeler meydana gelebilir. Bu dökülmeler yaygın bir şekilde olabileceği gibi bir, iki yuvarlak şeklinde de olabilmektedir. Hastalık çeşitli ilaçlar ile tedavi edilebilir ve dökülen saçların yerini kısa sürede yeni saçlar alabilir. Saç dökülme tiplerinden biri olan saç kıran (alopesi areata) kadınlarda veya erkeklerde oluşabilmektedir.

Diffüz Alopesi

Bütün saç derisini kaplayan, bölgesel dökülmelerin dışında bütün saç derisinde dökülme yaşanan saç dökülme tipi olmaktadır. Saçlar yoğun olara dökülmeye ve gözle görülür bir seyrelme başlayana kadar fark edilmez.

Anajen Effluvium

Kişilerin aşırı derece de radyasyona ve kimyasal ilaçlara maruz kalması durumunda meydana gelir. Son zamanlarda en çok yaşanan
hastalıklardan bir tanesi de kanser vakaları olmaktadır. Kanser hastalığının tedavi edilebilmesi adına kullanılan yöntemlerden biri olan kemoterapi saçların dökülmesine neden olur. Kemoterapi tedavisi ile verilen kimyasal ilaçlar zararlı hücreleri yok ederken aynı zamanda sağlıklı hücrelere de zarar verir. Bundan dolayı kimyasal ilaç tedavisi sırasında saç hücreleri olumsuz olarak etkilenir ve saçlarda yoğun olarak dökülme yaşanır. Kanser tedavi yöntemlerinden bir diğeri ise radyoterapidir. Radyoterapi esnasında kişiler çok fazla radyasyona maruz dolayı saç hücreleri zarar görür ve saçlar dökülür. Kemoterapi esnasında dökülen saçların yerine yenisi çıkar ancak radyoterapi adına saçların yeniden çıkması oldukça zordur.

Doğal Saç Dökülmesi

Saçlar doğal olarak bir dökülme süreci yaşar. Günlük 100 -150 tel saç dökülmesi doğal saç dökülmesine örnek olarak gösterilebilir. Günlük olarak saçlar daha fazla dökülmeye başladığında mutlaka bir sorun oluşmaktadır. Saçların çok sıkı bağlanması sonucu yaşanan dökülmeler, hamilelik esnasında veya doğumdan sonra yaşanan dökülmeler doğal saç dökülmesidir.

Enfeksiyona Bağlı Saç Dökülmesi

Enfeksiyon bütün vücudun yapısını etkiler ve kişinin vücudunda yer alan bütün hücreleri olumsuz yönde etkilediğinden dolayı kişilerin cilt ve saç yapısına zarar verir. Vücudun farklı bölümlerinde yer alan enfeksiyon kendini cilt üzerinde meydana gelen irinli sivilceler ve yaralar ile gösterir. Dişlerde oluşan enfeksiyonel hastalıklar saç dökülmesi sorunu yaşanmasına neden olur. Enfeksiyon sonrası saç dökülmesi, enfeksiyonun vücuttan atılmasına ve kurutulmasına kadar devam eder. Bundan dolayı diş eti rahatsızlıkları bulunan veya çürük dişleri bulunan kişilerin mutlaka tedavi adına diş hekimine başvurması gerekir. Vücutta bulunan bütün hücreler birbirleri ile bağlantılı olarak çalışmakta ve organlar birbirlerini etkilemektedir. Dişte meydana gelen enfeksiyon bundan dolayı saçların dökülmesine neden olur.

Anemi Sonucunda Yaşanan Saç Dökülmesi

Kadınların en çok yaşadığı sorunlardan bir tanesi de demir eksikliği olmaktadır. Yaşanan demir eksikliği sonucunda saçlarda yoğun olarak dökülme yaşanır.

Ağır enfeksiyonlar ve ateşli hastalıklar sonucunda yaşanan saç dökülmesi kişileri psikolojik olarak olumsuz etkileyebilir. Ancak enfeksiyon sonrası saç dökülmesi, geçici olduğundan dolayı hastalıkların tedavisi sonrasında belli bir süreç sonra dökülen saçlar yerine gelmektedir.

Yanlış Beslenme Yöntemleri Sonucunda Yaşanan Saç Dökülmesi


Vitamin ve mineral eksikliği sonucunda yaşanan dökülme sorununu önleyebilmek adına doğru beslenme tekniklerini bilinmesi gerekir. Pekmez, yeşil yapraklı sebzeler ve bol vitaminli meyveler dökülmenin önüne geçebilmek için tüketilmelidir.
Saç Büyüme Döngüsü



Ortalama insan saçlı derisi 100.000 ila 150.000 saç teli içerir. Bu saç telleri cildin hemen altında bulunan folikül veya kök adı verilen yapıdan gelişirler. Saç, folikülün hemen tabanında bulunan kan damarlarından aldığı besin maddeleri ile hayatiyetini devam ettirir. Her saç teli diğerlerinden bağımsız olarak bir büyüme döngüsüne tabidir.
Saç dökülmesi olmayan insanlarda saçların ortlama %85’I ANAGEN faz dediğimiz büyüme fazında, ortalama % 1-2 lik  kısmı  KATAGEN dediğimiz geçiş fazında, % 13-14 lük kısmı ise TELOGEN dediğimiz dinlenme fazındadır.
Anagen faz dediğimiz büyüme fazı yaklaşık olarak 3-6 yıl devam eder; Anagen faz aynı zamanda saçın uzunluğunu da belirler saçlarımız yılda yaklaşık 10 cm uzar , 3 yıl süren bir anagen faz için 3 yılın sonunda saç uzunluğunun 30 cm olduğu görülür. bu fazın ardından saç folikülü geçiş fazı denilen ve kısa süren ( yaklaşık 3 hafta ) Katagen faza girer bu fazda saç büyümesi durur ve folikül kısmı normal uzunluğuna gore büzülüp, kısalır. ve ardından 2-4 ay sürecek Telogen faz dediğimiz istirahat fazına geçer. Telogen fazda, saçlar uzamadığı halde kök kısmı katejen faza gore daha da kısalır, ancak saç deriye hala tutunmaktadır. Bu dönemde saçlar ince bir görünüm kazanır. Bazen stress , yaralanma, hamilelik ya da diyet sonrası dönemde saçlar bu faza girebilir ki buna “ TELOGEN EFFLUVİUM” adı verilir.
Telogen faz sonrası saç doğal olarak dökülerek yerine yeni saç çıkar ve Anagen faz tekrar başlamış olur. Günlük 50-100 tel arasında saç teli kaybı normal olarak kabul edilmekle birlikte, bu dökülme yoğunluğu Andro Genetik Dökülme dediğimiz genetik dökülme şeklinde günlük 200 saç teli kaybına kadar ulaşabilir. 
Saçın yaşam döngüsünde ANAGEN faz ne kadar uzun sürerse saç dökülmesi problemi de o kadar az yaşanır bu fazın süresini uzatmak için üretilmiş saç serumlarını kullanabilirsiniz.



20 Haziran 2015 Cumartesi

POLİFENOL NEDİR ?

Polifenol Nedir sorusuna en basit şekilde ; bitkilerde bulunan doğal kimyasallardır diye cevap verebiliriz. Vücutta hücresel tahribatı , aşınmayı ve yaşlanmayı önlemek adına çalışan geniş bir bileşikler grubu olan antioksidanların önemli bir parçasıdır.  Polifenoller aynı zamanda fenolikler olarak da anılırlar.

Bitkilerde tanımlanmış sekizbin den fazla polifenol vardır. Polifenoller moleküler yapılarına göre sınıflandırılmış ve dört sınıfa ayrılmıştır.  fenolik asitler, flavonoidler, stilbenler ve lignanlar

Bitkilerde en yaygın bulunan polifenoller flavonoidler, fenolik asit, kateşinler, antosiyaninler, isoflovanlar, quercetin ve resveratroldür. polifenollerin herbir tipi eşsiz biyolojik özelliklere sahiptir.

Polifenoller reaktif oksijen türlerinin yıkımlarına karşı koruma sağlayarak insan sağlığına ciddi derecede katkıda bulunurlar.   polifenollerin büyük çoğunluğu antiaoksidandır ve yüksek derecede aktif olan serbest radikalleri nötralize ederek vücut hücre ve dokuları üzerindeki zararlarını azaltırlar.

Kalp damar rahatsızlıkları ve kanser gibi dejenaratif hastalıklardan korunmada, polifenoller güçlü bir rol oynar.

Polifenol içerikli besinlerce zengin diyete sahip kişlerin sağlık skorlarının yüksek seyrettiği gözlenmiştir.

Polifenol içerikli besinler yada polifenol içerikli vitamin destekleri Amerikada ve Avrupada giderek ilgi odağı olmaktadır.  Beslenme dışında gündelik kullanılan saç ve cilt bakım ürünlerinde bile polifenol içerikli ürünler önem kazanmakta ve ilgi çekmektedir.

Amerikada bir cilt bakım ürününde şampuanlarda flavonoidlerce zengin ürünler piyasaya sürülmektedir. ülkemiz de ise birtakım cilt ve saç bakım ürününde bu konuya önem verilmektedir. özellikle saç dökülmesine karşı zengin polifenol içerikli Remolent şampuan ürünleri örnek olarak verilebilir.


14 Haziran 2015 Pazar

SAÇ DÖKÜLMESİ İÇİN EN İYİ ŞAMPUANLAR

Parlak, hacimli ve güçlü saçlara sahip olmak için en önde gelen kural sağlıklı saç derisine sahip olmaktır 

Saçlarınız gücünü köklerinden , kökler ise güçlü olmaya sağlıklı saç derisi ile başlar.

Sağlıklı saç derisi temizliği için bitkisel yağlar ve antioksidan içeriği yüksek temizleme ürünlerini kullanmalısınız

Market raflarında rengarenk ambalajlarda albenisi olan bol bol köpüren , güzel kokulu yüzlerce marka şampuan bulabiliriz maliyeti 1-1,5 TL yi geçmeyen bu şampuanlar için maliyetlerinin on katı para ödeyip saçlarımızı yıkarız sonrada saçlarımız dökülmeye başladığında panikler çözüm ararız . Öncelikle şunu bilmeliyiz ki saç dökülmesinin altında onlarca neden yatar önce bu nedenleri tesbit edip ona gore çözüm yolları aramak gerekir.

Saç dökülmesi ile mücadele uzun soluklu ve sabır isteyen bir durumdur . önce saç derisi temizliği için doğru şampuanı bularak işe başlamak gerekir. Tek başına şampuan ile dökülme sorununa savaş açmak yeterli olmaz doğru şampuanı bulduktan sonra saç derisi bakımı için de doğru aktif maddeleri içeren bir serum yardımı ile saç derimizi ve saç köklerini beslememiz , bakımını yapmamız gerekir

Ülkemizde bayanların günlük alışkanlıkları arasında akşamları temizleme jelleri yada solüsyonları ile cilt temizliğini yapmak  sonra anti-aging kremleri ( göz çevresi ve yüz kremleri gibi …) sürmek alışkanlık haline gelmiş durumdadır fakat çok az kişi saç derisi bakımını günlük olarak gerçekleştirmektedir. Avrupalı bayanlar günlük cilt bakımlarının yanında saç sağlığını destekleyici saç derisi ürünlerinide gündelik olarak kullanmaktadırlar.

Şampuan olarak polifenol ve flavonoid içerikli ürünler son yıllarda Avrupa ve Amerikada giderek artan bir ilgiye mazhar olmaktadır  polifenoller yediğimiz içtiğimiz bitkisel besinlere antioksidan gücü veren maddelerdir bu maddeler anti kanserojen etkileri ile bilinen koyu renkli bitkisel kaynaklarda bulunurlar . ayrıca polifenol kaynağı olarak yer yüzünde bilinen en güçlü maddeler humik asitlerdir

Saçlarımızı humik asit ve bitkisel yağlar ile formüle edilmiş şampuanlarla yıkamalı mümkünse saç derisine en az 2-3 dakika masaj yapmalı ve bol ılık su ile durulamalıyız . polifenol , flavon ve humik asit içerikli şampuanlar saç derisinde birikmiş ölü hücreleri, perokside olmuş yağ ve protein artıklarını ciltten en başarılı şekilde uzaklaştırır . ayrıca sahip oldukları içerikle saç köklerinde bulunan  kılcal damarlardaki kan dolaşımının artmasına destek olurlar.

Saçlarımızı doğru şampuanlar ile yıkadıktan sonra saç köklerimizin beslenmesini sağlayacak  klinik çalışmaları yapılmış doğru maddeleri içeren serum solüsyonlar ile yatmadan önce saç derimize masaj yaparak dökülmeyi önlemeye yardımcı olabiliriz  . dökülme problem olmayanlar bile bu tarz ürünleri kullanarak saçlarının gücüne güç katabilirler.
Saçların daha kolay uzamasını sağlayabilirler.

Ülkemizde polifenol içerikli şampuanlar arasında en bilineni REMOLENT şampuandır.  Remolent şampuan Eczanelerde satılan bir üründür ve Dermatoloji hekimleri tarafından hastalara önerilen ve reçete edilen dermokozmetik bir şampuandır. 

Remolent Şampuan kullanımı ile birlikte REMOLENT FORTE yoğun bakım serumunu saç derisine her gün düzenli olarak masaj yaparak uygulamak saç derisi bakımını yapmak için en etkili ve doğru yöntemdir.
REMOLENT FORTE içerisinde uluslararası klinik çalışmalar ile etkinliği kanıtlanmış özel maddeler içermektedir….. ( biotin bağlanmış peptidler, apigenin, oleanolik asit , süt proteinleri ve sulfur içerikli maddeler gibi )  





7 Ekim 2014 Salı

Doğal Mucize ''Hümik Asit''

 Doğal Mucize ''Hümik Asit''


Hümik Asit Nedir?

Topraktaki organik maddelerin ana içeriği humustur. Hümik asit ise humusun en aktif maddesidir. Hümik asitler veya humus, kısmen veya tamamı ile çürümüş bitki ( orman )  artıklarının oluşturduğu siyah veya koyu kahve renkli maddelerdir.

Hümik Asit'in insan sağlığı açısından önemi nedir ? 

Yapılan araştırmalarda en şaşırtıcı neticeler insan sağlığı üzerine yapılan çalışmalarda elde edilmiştir. Aids başta olmak üzere astım, bronşit, grip, mide rahatsızlıkları, böbrek taşı bertarafı, hemeroid, deri kanseri, kan kougulantı, kansızlık, aşırı uyku, iştahsızlık gibi tıpta oldukça yaygın karşılaşılan problemlerin çözümünde önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Yine hümik asitler insan sağlığı açısından anti viral, anti bakteriyal, anti fungal, antianflamatuar ve anti alerjik etkileri bulunmaktadır. Hümik asitlerle ilgili çalışmalar tüm alanlarda hızla devam etmektedir.

Hümik Maddelerin Önemli Faydaları nelerdir?

Akneyi önler ve onarır.
Soğuk su paketlerinden daha uzun süre nem tutar.
Hümik maddelerdeki soğuk nem derinin gözeneklerini serbest bırakı, kanı yüzeye çeker.
İlaç olmadığı için herhangi bir yan etkisi yoktur.
Uygun deri PH'ını sağlar
İçindeki polifenoller nedeni ile doğal hormon dengesini sağlar.
Yıpranmış üst deriye ovma etkisi ile yüzeyin pul pul dökülmesini sağlayarak pürüzsüz ve genç bir deri hazırlar.
İltihap gidericidir.
Yaşlılık görünümünü giderir (anti-aging).
Sağlıklı deriyi yeniler.
Deri yüzeyindeki zehirli maddeleri yok eder (detoks yapar).
Derinin normal rengini sağlar (toning).
Derinin daha hafif hissedilmesini sağlar.
Temizleme özelliği, ölü hücreleri yeniler, cildi sıkılaştırır.

Hümik Maddelerin Diğer Faydaları

Deri için önemli olan mineralleri elde etmek için ve erken yaşlanma ile kırışıklıklarla mücadelede yardımcı olmak için kullanılmaktadır. Kasları gevşetmektedir. İltihap giderici etkiye sahiptir. Kronik deri bozukluklarını azaltmada yardımcı olmaktadır. Hümik maddeler iz element olan bakır, silika, demir, molibden, selenyum ve çinko gibi mineraller sayesinde deriye faydalı etkileri vardır. Derinin elastikiyetini arttırmaktadır. Derinin doğal renk tonunu bulmasında yardımcı olmaktadır. Bağ dokusunu güçlendirmektedir. Ayrıca, selüliti dağıtıcı bir etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Hasarlaşan yüzey üzerine uygulandığı zaman iltihap ve ağrının etkisini azaltmaktadır. Hümik maddeler bilinen en iyi temizleyicidir. Zira kan dolaşımını arttırdığından dolayı toksinleri sistemden uzaklaştırmaktadır.
Hümik maddelerin gerek güzellik ve gerekse tıbbi alanda binlerce yıldır kullanıldığı bilinmektedir. Doğal tedavide en iyi onarıcı madde olarak kullanılmaktadır. Vücut üzerinde bir haylı etkiye sahip doğal moleküllerden biridir. Vücut yaşlandıkça kendi kendine mineral mineral üretemez ve mineral seviyesi düşer. Su ve Gıdanın dışında kaynaklara ihtiyaç vardır.
 Hümik Maddelerin en önemli özelliği nemi uzun süre tutmasıdır. Hümik Maddeler, vücudu stresten korumak, güzel bir cilt sağlamak ve önemli mineralleri deri yüzeyinde toplamak için uzun zamandır uygulanmaktadır. Vücuda tatbik edildiğinde vücudun ısısını emerek soğumasına sebebiyet vermektedir.

 Bölgenin iltihaplanmasını azaltmaktadır. Ayrıca sirkülâsyonu (kan devir-daimini), yabancı madde emilimini ve bertarafını sağlamaktadır.
Hümik Maddeler, güzellik bakımının yeni bir şeklidir. Birçok insan Hümik Maddeler tedavisine âşina değildir. Fakat kısaca şunu söyleyebiliriz ki Hümik Madde tedavisi güzellik bakımlarının son modern halidir. 
Hümik Maddeler doğal nem içermesi nedeni ile çok iyi bir güzellik yardımcısıdır. Ayrıca, Hümik Maddeler birçok hastalığın tedavisinde de kullanılmaktadır. Hümik Maddeler deride kan toplanmasını engeller ve kanı aktif hale geçirir. Ayrıca bu, deriyi tekrar canlandırmanın çok mühim bir şeklidir. Genel görünüşü düzeltir ve yumuşak hissetmeyi arttırır. Hümik Maddeler uygulanması boyunca;
  • Dokular ve hücreler, büyük miktarda oksijen ve besleyici ile desteklenmektedir.
  • Metabolik işlemler uyarılmakta ve zararlı maddeler vücuttan atılmaktadır.
  • Hormonsal hareket ve bağışıklık sistemi aktif hale getirilmektedir

Humik asidin kullanıldığı ürünler ;

Dünya üzerinde AIDS ve Kanser tedavilerinde antioksidan gücü nedeniyle kapsül formlarının kullanıldığı bilinmektedir.. bununla birlikte son yıllarda giderek artan bir şekilde dermatolojik ürünlerde tercih edilen önemli bir etken madde olan humik asit anti aging ürünleri ve bir takım saç bakım ürünlerinde kullanılan ve mükemmel sonuçlar alınan bir etken madde olarak giderek büyüyen bir ilgiye mazhar olmaktadır….

Ülkemizde humik asidin en ciddi şekilde kullanıldığı ürün REMOLENT saç bakım ürünleridir… Remolent şampuan içerisinde humik asit 20 den fazla bitki ekstresi ve yağı ile su kullanılmadan özel bir teknikle bir araya getirilerek hazırlanmıştır. 
ayrıntılı bilgi için ;